Güneşin yüzünü en cömert şekilde gösterdiği, akşamüstü meltemlerinin ruhumuzu serinlettiği o büyülü mevsime, yani yazın tam kalbine hoş geldiniz! Yaz mevsimi sadece takvimdeki bir üç aydan ibaret değildir; bizim için bir yaşam biçimi, bir hafifleme ve nostalji zamanıdır.
Dünyanın dört bir yanında insanlar yazın tadını farklı şekillerde çıkarıyor olabilir ama itiraf edelim, bizim topraklarımızda yazın tadı bir başkadır. Çocukluğumuzun o hiç bitmeyen günlerinden yetişkinliğin koşturmacasındaki nefes alma duraklarımıza kadar, yaz aylarını “gerçekten yaz” yapan, genlerimize işlemiş bazı ritüellerimiz var.
Gelin, içimizi ısıtacak, okurken bile burnunuza o deniz kokusunu ve taze nane esintisini getirecek, Türklere has yaz ayının olmazsa olmaz 3 ritüeline birlikte göz atalım:
1. Milli Yaz Menüsü: Karpuz, Peynir ve Simit Üçlüsü
Hava o kadar sıcaktır ki ocak başında yemek pişirmek tam bir eziyete dönüşür. İşte tam o an, mutfaktan gelen o tanıdık “tık tık” sesi yükselir. Buz gibi, sulu bir karpuz kesilir; yanına sert ve tuzlu bir Ezine peyniri, çıtır bir simit ya da taze bir ekmek eklenir. Bu üçlü sadece bir öğün değil, bizim için yazın resmi sponsorudur. Balkonda, deniz kenarında ya da televizyon karşısında fark etmez; o ilk lokmadaki serinlik hissi hiçbir gurme restoranda bulunmaz.


2. Akşamüstü Balkon Sefaları ve Şipşak Misafirlikler
Bizim için yaz, evlerin içine sığamadığımız mevsimdir. Güneş batmaya yüz tutup o kavurucu sıcak yerini tatlı bir esintiye bıraktığı an, evlerin kalbi balkonlara taşınır. Yıkanıp serinletilmiş balkon mermerleri, sandalyeler yerini alır. Çaydanlık fokurdarken, karşı balkondaki komşuya “Hadi gel, çay deledim!” diye seslenmek ya da çat kapı gelen akrabaları ağırlamak en büyük lüksümüzdür. O balkonda yapılan sohbetlerin keyfi, hiçbir yaz kulübünde yoktur.
3. Denizden Çıkışın Altın Vuruşu: Haşlanmış Mısır ve Midye Dolma
İster Ege’nin mavi sularında olun, ister Akdeniz’in sıcak denizinde, sudan çıktığınız o an gelen o tatlı acıkma hissini bilirsiniz. Tam o sırada sahilde bir ses yükselir: “Süt mısııır!” ya da tezgahını taze taze açmış bir midyeci belirir. Havluya sarılıp, saçlardan damlayan tuzlu suyla o bol limonlu midyeyi yemek ya da dumanı tüten tuzlu bir mısırı ısırmak, plaj tatillerimizin adeta yazılmamış kuralıdır.

Siz bu yaz bu ritüellerden kaçını gerçekleştirdiniz? Cevabınız ne olursa olsun, karpuzun en tatlı, çayın en demli olduğu bu güzel günlerin tadını sevdiklerinizle birlikte doya doya çıkarmanız dileğiyle. Keyifli ve musmutlu yazlar!



