in ,

Kraliçe’nin cin saati

Bu haftaki konumuz 17’nci yüzyılda Hollanda’daki Leiden Üniversitesi profesörlerinden Franciscus Sylvius’un idrar sökücü olarak yarattığı bir iksirin oradan Buckingham Sarayı’na olan yolculuğu. Son yıllarda popülerliği süratle artan cin adını Flemenkçe “Jenever” kelimesinden alır ki o da bu içkinin damıtımı sırasında içine atılan “ardıç” anlamına gelir. Cin Hollanda kökenli bir içki olmasına rağmen Hollandalı William of Orange’ın İngiltere tahtını eline geçirmesi ve yeni tebalarına eski ülkesinin içkisini zorla içirmeye başlamasıyla İngilizler tarafından benimsenmiş, sevilmiş ve dünyaya bir İngiliz içkisi olarak yayılmıştır. Hal böyle olunca İngiltere kral ve kraliçelerinin cinden uzak kalmaları pek mümkün olmamıştır. Özellikle 65 yıldır İngiltere kraliçesi olan II. Elizabeth ile annesi, halkı tarafından pek sevilen Ana  Kraliçe Elizabeth. 

Kraliçenin saraydaki hayatı kurallara bağlı ve yapılması gereken görevler tarafından kontrol altında olan, aslına bakacak olursanız zor bir hayat. Ama majesteleri bu kurallarla sarmalanmış hayatı daha yaşanır kılabilmek için günlük programına keyif anları koymayı da ihmal etmemiş. Örneğin majesteleri evde olduğu zamanlar ki bu, burada bahsi geçen ev Buckingham Sarayı oluyor, günün ilk içkisini sabah 11’de alır. Bu genellikle iki ölçek Dubonnet vermut ile bir ölçek cinden yapılan bir kokteyldir. Sonra öğlen yemeği öncesinde çok sek bir Cin Martini içer ki bu bilenler bilir, oldukça sert bir kokteyldir. Öğlen yemeği ise tabii ki şarapsız olmaz ve Kraliçe yemeğinin yanında ya da yemekten sonra bir parça çikolata ile bir kadeh şarabını yudumlar. Yatmadan önce ise ya pek sevdiği malt viskisinden, ya da bir kadeh roze Veuve Cliquot şampanyasından içer. 

İyi içer asla sarhoş olmazmış 

Ama konu İngiltere Sarayı ve cin olunca Queen Mother, yani Ana Kraliçe’den bahsetmemek haksızlık olur. Savaş yıllarının kekeme olduğu için kendine pek güveni olmayan kralı VI. George’un arkasında olan kadındı Ana Kraliçe Elizabeth. Biyografisini yazan Lady Colin Campbell onu savaş yıllarında “Fransa’nın şarap bağları saldırı altındayken kendi saraylarının şarap mahzenlerine saldırırdı” diye anlattıktan sonra “hiç bir zaman tam ayık değildi, ama hiç bir zaman sarhoş da olmazdı” diyor. Ana Kraliçe’nin dünyanın gelmiş geçmiş en iyi cin içicilerinden biri olduğu söylenir. Onun da günlük programı kızı Kraliçe Elizabeth gibi sabah 11’de iki ölçek Dubonnet ile bir ölçek cinden oluşan kokteylle başlar, yemekte şarap, yemekten sonra da bir kadeh Port ile devam edermiş. Akşam 18:00 ise Ana Kraliçe için “sihirli saat” imiş, çünkü bu saatte Cin Martini içermiş. Akşam yemeğinde ise tercihi genellikle roze şampanya olurmuş. Günde ortalama sekiz tane içki içen Ana Kraliçe bu temponun getirdiği pembe yanaklarıyla 102 yaşına kadar yaşamış. 

Butik cin barları gitgide yayıldı 

Ana Kraliçe cinin yaşadığı rönesansı göremeden öldü, ama sevgili içkisinin votkanın hakimiyetini kırıp tekrar en aranan içkiler arasına girmesini görmekten herhalde mutlu olurdu. 21’inci yüzyılın ilk yıllarında Londra’dan başlamak üzere birçok küçük üretici ardıç ile farklı otların, baharatların birlikteliğiyle hepsi birbirinden farklı, ilginç lezzetli cinler yapmaya başladılar. Bilinen cin üreticileri de bu akıma karşı kendi “butik” cinlerini üretmeye başladılar. Gene Londra’dan başlamak üzere dünyanın çeşitli şehirlerinde cin barları açılmaya başlandı. Londra’da örnekleri çok, ama yanıbaşımızdaki Atina’da bile listesinde yüzden fazla cin bulunduran Gin Joint gibi barlar açıldı. Ülkemizde daha örnekleri yok, ama ithal edilen cin markaları arasında Londra’daki yeni butik üreticilerden Sipsmith, İskoçya’nın isli malt viskileriyle ünlü Islay adasında damıtılan Botanist, gene İskoçya’dan Caoroon ve Hendrick’s gibi “yeni nesil” cinler ile eski üreticilerden Tanqueray’ın yeni cini “No. Ten” gibi cinler bulunabiliyor. 

Kaynak: Teoman Hünal – Vatan

#1 #etkisi

En basitinden limon, soda ve şekerle bile kulunuz köleniz olan alkollü içki. üst sindirim sisteminde bıraktığı mükemmel sıcaklıkla beraber egzotik hayallere daldırır insanı. Koyar koyar içersiniz durmaksızın. bir olur, iki olur, üç olur.. yine koyarsınız hala sarhoş olmazsınız. eeeh eytere bea deyip bi ayağa kalkarsınız şöyle. sonra bir koyar ama var ya.. yer gök kavramı yalan olur. dünyanın döndüğüne şahit yazarlar adamı o derece yani. yatıp uyumak elzemdir en kısa vakitte. ama cin girdi mi bi kere vücuda hemen terketmez de. ertesi günü de beraber geçirisiniz. Zevklidir.

paylaşan

#2 Cin ve Votka

Vikingler tarihte hep kuzeyde yaşarlarmış.Fakat 2 türlü Viking var bunlar rusya tarafında olanlar ile Norveç tarafında olanlar.Bence Cin tonik'i asıl bulan norveç i votkayı da asıl bulan rusya tarafındaki vikingler olabilir.Çünkü Votka ile Cin Tonik bana göre birbirine benzerler.

paylaşan

İçerik Ekle

Resim Video Müzik Metin Gömülü Medya

This field is required
Sil

Görselleri Buraya Sürükleyin

ya da

You don't have javascript enabled. Media upload is not possible.

Görsel Url'si Yapıştır

Dosya boyutu sınırı: 2 MB.

Processing...

This field is required
Sil

Videoyu buraya sürükleyin

ya da

You don't have javascript enabled. Media upload is not possible.

örneğin: https://www.youtube.com/watch?v=WwoKkq685Hk

Add

Desteklenen servisler:

Dosya boyutu sınırı: 10 MB.

Processing...

This field is required
Sil

Ses dosyasını buraya sürükleyin

ya da

You don't have javascript enabled. Media upload is not possible.

e.g.: https://soundcloud.com/community/fellowship-wrapup

Add

Desteklenen servisler:

Dosya boyutu sınırı: 5 MB.

Processing...

This field is required
Sil

örneğin: https://www.youtube.com/watch?v=WwoKkq685Hk

Desteklenen servisler:

Processing...

Şikayet

İçeriği beğendiniz mi?